Boşanma ve Erkek

boşanma

Paylaş

mustafa dorukEvlilikler artık pamuk ipliğinde. Boşanmalar daha kolaylaştı. Gün bitmeden sağdan soldan gelen konuşmalar da şu boşandı bu ayrıldı gibi sık sık duyarız.. Hemen bir kup buluruz değil mi? aslında işin özü öyle değil. Toplumumuz aile içinde yaşananları saklamamızı öğrettiği bizlere, aile içinde yaşananları genelde dışarı yansıtmayız.

Erkek için ayrılıklar tam bir kabustur. Daha güçlü olması lazımken hayata küsmüş, geri dönülmez bir yola girmiş havasına girerler. Kadınsa çocuğun yükünü alacak, çevresinde gördüğü baskıyı tetikleyecek ve hayatına devam edecek. Bırakın onu bir yandan cocuğuna terbiye vermeye eğitmeye çalısacak.

boşanmaÇünkü erkek yalnızlığı sevmiyor, etrafını her anlamda toplayacak bir partner olması gerektiği için yalnızlığa alışkın değil. Ama kadın doğasında daha çok mücadele etmeye ve bir anne olgusunu fazlasıyla üzerinde taşıdığı için herşeyi cocugu üzerine kuruyor. Erkek hemen sevgili bulayım evleneyim akşama eve gelince ne yemek yiyeceğiz. Çorabımın teki nerde gibi günlük hayatının parçası haline gelmiş. Çünkü erkek çoklu yaşama hevesi ile mutlu ediyor ve daha güçlü olduğunu kendine ispat etme hegomanyasında. Ev düzeni onun için bir anne içgüdüsü anne evde ve her şeyi ile ilgileniyor. Dışarıda yaşadığı günlük hayatın heyecanları, işte burada erkek aciz ve savunmasız.

Eğer ayrılmanın sebebi bir başka kadın değilse kadından beklenenin aksine korkan, erkek oluyor. Yoksa erkeğin hayatında biri varsa ayrılmak için her yolu denerler. Yeni bir yaşam, daha huzurlu bir ortam, kurmaya çalışmaya çalışan daha çok kadın oluyor. Çünkü kadının hayali yeni bir sayfa, sağlıklı bir ilişki yaşadığı evliliğinden çıkardığı dersler ve daha mutlu bir çift.

Erkekse her şeyini kaybetmişlik edasında akşamları rakı masasında, hayatın onun için bittiğinin resim pozları havalarında en yakını ise erkek arkadaşları yanı körler sağırlar bir birilerini ağırlar.

Bırakın onu kendi cocuğuna karşı bile umursamaz oluyorlar., sabahları zorla kalkar işe giderler, akşam nerde otursak yemek yesek diye bakarlar. Ev ortamı tam bir kabustur elinden düşürmediği kumanda malum birde rahat rahat pc açıp çapkınlık modunda siteleri dolaşırlar kısacası erkek biraz şu dönemler yürüyen ölü misali konacak yuva aramaktalar.

Kadınlarda durum bu kadar ağır yaşanmıyor sanki. Yani evet, bir yorgunluk oluyor ama çocuk gibi büyük bir meşgale bir süre sonra bütün vaktini aldığı için hayata tutunmak, güçlü olmak ve kendine gelmek zorunda olduğunu iyi biliyor. Yani kadın boşanmayla güçlenirken, adam dağılıyor. Ta ki adam yeniden evlenmeye karar verene kadar. Adam çünkü, hafta sonları gelen çocuğuyla ilgilenmeye çok üşeniyor, bu iki günlük sorumluluk bile onu çok fazla yoruyor ve bu iki günlük çileyi paylaşması için çok geçmeden dişi bir kuş buluyor. Dişi kuş dişli ve bencil çıktıysa çocuğu istememe sinyallerini vermesi uzun sürmüyor. Derken çocukla görüşmeler minimuma iniyor, filan falan.

Sonuçta kadın da birgün hayat bu diyerek oda kendine geliyor, uzun süre yalnızlıktan sonra daha seçici olduğunu sanarak kendine yakın bulduğu bir beyle görüşmeye başlar.. Erkek gibi rahat değil ama; çocuk ne der filan, öyle hayatının içine hemen almamaya çalışır. Çocukla karşılaştırmamaya gayret ediyor, zaten adam eğer çocuksuzsa o da pek yanaşmıyor karşılaşmaya çünkü korkuyor. Nedeni çocuk da alışırsa bana evlilik ister annesi diye korkarlar.

Bütün bunların hepsi zamanla çözülüyor, dengeler kuruluyor, eninde sonunda iki taraf da birilerini bulunca, bir de bu iki taraf da yeni ilişkileriyle seviyeli bir arkadaşlık kurunca her şey süper oluyor. Önemli olan, arada kavgalı, nefretli, intikam dolu hisler olmadan işi tereyağından kıl çeker gibi halletmek.

Çünkü bu kavga ve husumet ortamından çocuklar çok fena etkileniyor. Çünkü çok fena etkilenenler aslında anne-babalar ve siz onlara ne verirseniz çocuklar da aynen onu yansıtıyorlar.

İşte böyle evlilik sonlarına doğru bir kadın ve erkeğin hayatın devamında yaşayabilecekleri hikaye diyelim .

Herkese mutluluklar.

Mustafa DORUK

1972 yılında İstanbul da doğdum. Eğitim yılları boyunca çeşitlerde okullarda okudum. İş hayatına küçük yaşta girdim. Medya sektörü benimsediğim iş ortamım oldu. Dergiler gazete ekleri yıllardır mesai harcadım. Türkiye Butik Oteller Kitabı adı altında Türkiye'nin en güzel küöük ve butik oteller kitabı projesini hayata geçirdim. Bugun halen evam etmekteyim. Çok geziyor olmak insanları tanıyor olmaktan dolayı gözlem ve insan kişilik krakteri konusunda kendimi geliştirdim. Sosyal projelerde yer alarak çevre edindim. Yazı yazmasını ve insanların yaşamları ile gozlem yaparak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir