Baba Corleone’nin Sicilya’sına…

sicilya gezisi

Paylaş

Stil ve Gezi Yazarıİzmir’den bindiğim otobüsle güzergahımızdaki bütün illeri birer birer aşarak Yunanistan ile olan sınır kapımıza gelmiştik bir solukta. Zaman benim için hızla akıp geçiyordu. İçimde Sicilya heyecanı ve coşkusu çoktan filizlenmişti.

Sicilya’da yazı geçirmek, Sicilyalıların nasıl yaşadıklarına tanık olmak, yerel lezzetlerinin tadına varmak ve iyi bir eğitim için bu yıl yaz ayında adanın yolunu tuttum.

Sicilya’ya ilk defa geliyordum. Evdeyken internetten okuduğum iki üç röportaj ve yakınlarımın kuru , boş söylentilerinden başka hiç bir fikrim yoktu.

Aslında Goethe’nin bu cümlesi beni çok etkilemişti. “Sicilya’yı görmeden İtalya’nın resmini ruhumuza nakşetmek imkansız…”

 

sicilya gezisi resmiBir de gözümün önünde adeta bir film karesi gibi akıp giden “Baba” filminin kanlı görüntüleri vardı. O filmden sonra mafya demek Sicilya demekti. Siyah takım elbiseli, makineli tüfekli, acımasız kişiler …

Şimdi ise böyle şeylerin olmadığını bildiğim halde yinede heyecanlanıyordum.

Baba Corleone’nin yetiştiği topraklara geldiğimde hava kararmıştı.3 günlük yolun ardından çok yorulmuştum ve adaya geldiğimde merhaba diyordu. Çok acıkmıştım. Etrafı turlayıp açlığımı giderecek yiyecek arayışına girmiştim. Otobüsten bir hayli uzaklaştıktan sonra bir pizzacı buldum. O hızla içinde kola olan bir pizza menüsü istedim. Benim için iyi bir ziyafet olmuştu. Adadaki ilk güne iyi başlamanın mutluluğunu yaşıyordum.

Otele gittiğimde şaşırmıştım. Otel eski bir yapı olmasına rağmen gösterişli ve asil görünümdeydi. Kendini kaptırmamak elde değildi. Otele yerleştim. Benim odamın penceresi otelin içine yani avluya bakıyordu. Bir günün ardından otelin terası olduğunu öğrendim. Erkenden kalkıp terasa çıktım.

sicilya gezisiO eski tarihi yolu ve karşımda duran görkemli dağı seyretmeye koyuldum. Kuşlar çığlık çığlığa yeni günü müjdeliyordu. Kahvaltı sonrası Palermo’nun en eski caddelerinden birine girdim. Caddenin kesiştiği bir sokağa saptım ve adeta bir labirente girmişcesine kaybolduğumu sandım. Sokaklardaki kalabalık beni Palermo’nun pazarına götürdü. Türkiye’de ki pazarları anımsatıyordu bana …

Daracık sokağı eskimiş tenteler gölgelemiş, tezgahları, çeşitli deniz canlıları , rengarenk sebzeler, çengellerden sarkan kuzular, yeni taze doldurulmuş sosisler, şişe şişe zeytinyağları ve kıyafetler süslüyordu.

Bu manzarayı görünce Türkiye’yi anımsamamak elde değil. Bütün pazarı dolaştıktan sonra çıkışa varabildim sonunda. Hala benim için bi bilinmezlik taşıyordu Sicilya’da olup olmadığım 😀

Buradan tek bir istediğim vardı. “Beni adanın dokusunda bulunan renk cümbüşüne katması …”

 

Sercan Çam

Erkek Magazin Yazarı

Gezmeyi çok seven, gezerken kültürel yemekleri yemeyi alışkanlık haline getirmiş, Türkiye'de ki bir kaç yemek yarışmasında derece almış gastronomi ve turizm işletme okuyan biriyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir